What's Hot
Editor Choice

Gaziantep Kalesi

Gaziantep Kalesi, MÖ 3600 yıllarına tarihlenen bir höyük üzerine kurulmuştur. Kale ilk kez II.- III. yüzyıllarda Roma Döneminde  birkaç kuleden ibaret olan bir ‘Karakol’ olarak inşa edilmiştir. 527-565 yıllarında Bizans İmparatoru I. İustinianos tarafından 12 adet burç ve beden duvarları ile kaleyi çeviren hendek, zemin seviyesindeki galeriler ve tonozlu galeri inşa edilerek genişletilmiştir.

Kale bugünkü durumuna, XIII. yüzyılda Eyyubîler’i takiben Memlûkler, Dulkadiroğulları ve XVI. yüzyıldan sonra da Osmanlılar Dönemi’nde kavuşmuştur. Kale içerisinde mescit, hamam ve diğer sivil yapılar bulunmaktadır.

Bayazhan

Ömeriye Camii

Gaziantep?in Düğmeci Mahallesinde bulunan bu tarihi cami, Antep?in en eski camisidir. 607 hicri (l2l0 miladi) yılında tamir geçirdiği kayıtlarda yazmaktadır. Caminin kimin tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemekle birlikte Halife Hz.Ömer zamanında yapıldığı, yada Hz.Ömer?in kızından olma torunu Emevi Halifesi Ömer Bin Abdülaziz tarafından yaptırıldığı söylendiği gibi, birincisinin yaptırıp ikincisinin onarttığı hakkında da söylentiler de vardır.

Caminin bir diğer adı da İki Ömer anlamında ?Ömereyn? dir. Caminin taç kapısı ve mihrabı ak-kara taşlarla örülmüştür. Minare şerefesinin korkuluklarında oyma taş işçiliğinin güzel örnekleri görülmektedir. Hatta minarenin bedeninde Antep Savunmasının dehşetli günlerinden kalan mermi ve şarapnel parçalarının izlerini görmek mümkündür.

Halk arasında anlatılan bir rivayete göre, bu cami her yıl tabana doğru çökmekte ve toprağa gömülmektedir. Tamamen battığı zaman kıyametin kopacağı gibi söylentiler vardır.

Karatarla Camii

Karatarla Mahallesi Eski Saray caddesi Kunduracılar çarşısındadır.Mescit olarak inşaa edilmiş, Gergeri Halil Çavuş adında bir hayırsever tarafından genişletilerek cami durumuna getirilmiştir. Yapılan bu değişiklik Hicri 1063 tarihli belgelerden anlaşılmaktadır. Gaziantep?teki camilerin minareleri içerisinde en zarif olanıdır.

Tekke Camii Külliyesi

Aslen türkmen beyi olan, sancak beyi mustafa ağa, tarafından 1638 yılında yaptırılmıştır. Mevlevihanenin semahanesi ve vakit namazlarının kılındığı cami bölümü, derviş odaları, seyh evi ve bir çeşmeden oluşan külliyenin vakfiyesinde meyve bahçesi, boyahane, yirmi dükkan ve bir ahırdan söz ediliyor.

Tekke cami mimarisiyle tipik bir semahane özelliği taşımasına karşın, mutrip mahfili ve çile hücresi yoktur. Çok sade bir yapıdır. Giriş kapısında üç kenarda beşparmak desenlerinden oluşmuş bir silme vardır. Bu desenler gaziantepdeki tek örnektir.kilit taşının üzerinde bir damla taşı, onun iki yanında etrafı ince siyah taşlarla sıralanmış kırmızı mermer pano bulunur.

Mihrap nişinin içi ince mukarnaslala işlenmiştir. Minaresi kısa ve yuvarlak gövdelidir. Ahşap bir şemsiye başlıkla kapatılmış minarenin altından geçilerek camiye girilir.

Hacı Nasır Camii

1570’de mescit olarak yapılan bina 1680 yılında bir mimber konularak camiye dönüştürülmüş, 1812 yılında da bugünkü haline getirilmiş. Kurtuluş savaşı sırasında ciddi hasar görmüş olan cami 1923 yılında onarılmış. Külah kısmı yıkılan minare halkın kendi imkanlarıyla yeniden yapılmış. Burmalı gövdesiyle bu minare gaziantep’deki özel minarelerden birisidir.

Siiyah ve pembe kaplamalarla süslenmiş mihrabın iki yanında balkon şeklinde çıkıntılar  bulunur. Bu çıkıntılara duvar içinden birer merdivenle çıkılır. Mimber olanı kırmızı mermerden diğeri  ahşapdan yapılmış. Prof. Dr. Nusret çam’ın yazdığına göre 1972 yılında mimberin yanında yeşil ve kırmızı renkli, etrafı altın sırma işlemeli bir sancak asılıymış. Bu sancağın fransız savaşında türklerin kullandığı sancak olduğunu ancak onarımdın sonra yerine konulmadığını yazıyor.

Müezzin mahfili de diğer gaziantep camilerinde olduğu gibi kapının üstünde yer alıyor. Gaziantep’deki en zengin kalem işlemelerine sahip bu mahfil, günümüze kadar ulaşmış.

Boyacı Camii (Kadı Kemalattin Camii)

Arşivlerde boyacıoğlu, boyacızade, cami-i kebir ve kadı kemaleddin olarak geçen caminin kitabelerinde yapılış tarihine dair bir bilgi yer almıyor. 13.yüzyıl başlarında yapıldığı düşünülen boyacıoğlu cami’nin taç kapısının kitabesinden 1572 mehmet paşa zamanında yenilendiği bina emini’nin emir bey olduğunu öğreniyoruz. Son şeklini 1575 yılında alan eserin kitabesinde harimin, 1575 tarihli ahşap kapı kanatlarının ustasının, muhsin oğlu hacı mahmud olduğu bilgisi var.1956 yılında doğu ve kuzey kapıları yenilenmiş, 1975 ve 1976 yıllarında onarım görmüştür. Harimin kuzey-doğu köşesine yapılan kadınlar mahfili ise birkaç yıl öncesine ait. Alçak bir duvarla ikiye bölünmüş avlunun zemini siyah, beyaz ve kırmızı taşlarla döşeli. Avludan on altı basamak yüksekte olan kuzey taç kapının yuvarlak kemeri üzerinde de renkli taşlar var. Mukarnaslı yaşmağından eskiden ihtişamlı olduğu anlaşılan batı taçkapısı bugün kısmen eski özelliğini kaybetmiş.

Karagoz Camii

1756 yılında meşhur nuri mehmet paşa’nın dedesi ve antep’in yerlisi olan battal ağa tarafından yapımına başlanan caminin 1758 yılında tamamlanmış. Karagöz cami, adını halep ve antep arasında yaşayan beydili ve eymürlü boyuna mensup “karagözlü” adında bir türkmen oymağından aldığı söylenir.

1137 tarihli şer-i mahkeme sicili kayıtlarında bu caminin yerinde yine “karagöz” adında bir mabet varmış. Eski mescit, battal ağa tarafından cami haline getirilmiş ve eski adıyla anılmaya devam edilmiş.

Kıbleye paralel, tek sahınlı, süslemesi az, küçük bir camidir. Batıdaki bir kapıdan alçak bir duvarla ikiye bölünmüş olan avluya geçilir. Avlunun camiye bakan cephesinde, diğer antep camilerinde de görülen renkli taş süslemeler var.

Mihrapda da süslemey rastlanmaz. Sade, yuvarlak bir nişden oluşur. Tahdadan yapılmış mimberi de sade, süslemesizdir

Yakın zamanda 3 kez tamir edilen camide;  1967 yılında dış kaplamalar, 1973 yılında avlunun batı kapısı yenilenmiş, 1985 yılında iç duvarlar elden geçirilmiş ve mimberi şimdiki yerine yerleştirilerek ahşap rengini almıştır. Günümüzde düz beton tavanla örtülü olan son cemaat yerinin eskiden ahşap kirişler üzerine düz toprak damla örtülü olduğu düşünülmektedir.

Tahtani Camii

Yaptıranının kim olduğu bilinmeyen caminin yapım tarihiyle ilgili çelişkili bilgiler var. Evliya çelebi’ye göre 1578 olan tarih, daha önceki şeri sicili kayıtlarındaki bilgiler nedeniyle yanlıştır. 1558 yılındaki bir şer-i sicilinde camiden söz edilmektedir. Ayrıca başka bir şer-i sicilinin tarihi 1580 dir ve bu tarihte onarım görmüştür. Kitabelerden anlaşıldığı kadarıyla birkaç tamir daha görmüş.1790’da, 1805’de, 1958’de ve 1983’de. Eskiden düz damlı olan caminin üzeri sonradan kiremit kaplı kırma çatı olarak değiştirilmiş.

Bugün yağlıboyayla iyice bozulmuş olan mihrabın nişinin etrafında dikdörtgen bir çerçeve yer almış. Arada kalan köşe boşlukları rumilerle süslenmiş. Mimberin göbeğinde sekizgen, gemici çarkına benzer, kafes tekniği ile yapılmış, tahdın altındaki pano kelebek benzeri motiflerle doldurulmuş.

Minarede yine özenli bir taş işçiliği gözlemlenmekte. Şemsiye külahlı şerefenin altı ince mukarnaslarla örülmüş. Belli aralıklarla sarkıtlar yapılmış, bunların arasına oniki adet çini tabak yerleştirilmiş. Şerefe korkulukları oniki ayrı geometrik desende yapılmış. Tüm bu özellikleriyle bölgenin karakteristik özelliklerini taşır durumda.